TRABZONSPOR HEM EKONOMİK HEM PSİKOLOJİK OLARAK TEMİZLENDİ!

Trabzonspor, Ahmet Ağaoğlu önderliğinde bambaşka bir yöne doğru hareket etmeye başladı. Yaklaşık 20 sene boyunca her gelen başkan İstanbul takımlarının koyduğu kurallarla mücadele etmeye çalıştı. Şampiyon olmak istiyorsan; transfer yapacaksın. Transfer yapman da yetmez pahalı ve yıldız oyuncu alacaksın. Yıldız oyuncu alman da yetmiyor, İstanbul kulüplerinin çalıştığı menejerlerle çalışman gerekiyor. Pahalı ve yıldız oyuncu aldın, İstanbul takımlarının menajeri ile çalıştın ama o da yetmez, popüler bir teknik direktör ile çalışacaksın. Bütün bu yukarı da saydığım şeyleri 20 yıldır hemen hemen bütün Trabzonspor başkanları denedi. Aralarında tek başarılı olan Sadri Şener oldu. Şener de sadece ilk dönem o başarıyı gösterebildi. Sonra o da sisteme uydu. Orta Avrupa'dan 5 milyon euro karşılığında oyuncu almaya başladı. Elde bulunan takımın sisteme uyup uymayacagina bakmadan Janko gibi bir forvete 3.5 milyon euro verdi. Sadri Şener'in 2009 yılında kurduğu sistem 2012 yılında yine kendi elleri ile yıkıldı. Zaten sonrasını anlatmaya gerek yok ! İbrahim Hacıosmanoğlu ile dibi gördük. Muharrem Usta ile magmayı gördük. Ama bu yönetim ile çok şükür doğruyu görüp, sportif olarak takımı magmadan ve dipten kurtardı. Sezon başında yeteneksiz "öz evlatlardan", devre arasında da yetenekli ama gerektiğinde takımı ve yönetimi sabote eden "üvey evlatlardan" kurtardı. Yapılan bu iki operasyon takımın hem ekonomik olarak hem psikolojik olarak rahatlaması sağlandı.


FUTBOL MAAŞLA DEĞIL YÜREKLE OYNANIYOR 

Trabzonspor takımı geçen sezon yaklaşık 40 milyon euro maaş bütçesi ile süper ligde 5. oldu. Türkiye Kupasında erkenden elendi. Avrupa kupaları ise 3 senedir yok. Şuan elimizde bulunan mevcut kadronun maaş bütçesi 14 milyon euro seviyelerine kadar düştü. Beşiktaş, Başakşehir ve Galatasaray maçlarında hakemler tarafından gasp edilen 8 puanımıza rağmen 5. sırada bulunuyoruz. Eğer bu hakem gaspları olmasa lider Trabzonspor'du ! Bütün bu veriler ışığında ortaya çıkan şeyin başarı para ile gelmez, yürekli başkan, yürekli teknik direktör ve yürekli oyuncularla gelir. Takım içinde bulunan bu ayrıcalıklı oyuncular, bu ayrıcalıklarını takımın üstünde bir baskı unsuruna dönüştürmemeleri gerekirken, onlar bu ayrıcalıklarını teknik direktör ve yönetimler üstünde de bir baskı aracına dönüştürüyorlardı. Dolayısıyla ekonomik olarak ayrıcalıklı olan bu oyuncular saha içinde de ayrıcalık istiyorlardı. Öyle ki ne zaman oyuna gireceklerine, ne zaman oyundan çıkacaklarına ve hatta kimin oyuna gireceğine, kimin oyundan çıkacağına da karar vermek istiyorlardı. Kısacası hoca taktiği versin biz kadroyu kuralım modunda takılıyordu bu ayrıcalıklı oyuncular... Şuan ekonomik olarak takımın tek ayrıcalıklı oyuncusu Sosa kaldı. Onun da takım için ortaya koyduğu öz veriyi hepimizin görüyoruz. 

HERKES GÖREV ÇERÇEVESİNE DÖNDÜ 

Trabzonspor yönetimi, teknik direktör Ünal Karaman ve taraftar birlik olarak Trabzonspor'u yeniden dizayn etti. Takımın içinde kendini ayrıcalıklı olarak görenlerle yollar ayrıldıktan sonra herkes kendi görev bölgesine çekildi. Trabzonspor'da yavaş yavaş bütün taşlar yerine oturmaya başladı. Başkan başkanlığını, teknik direktör hocalığını, kaptan kaptanlığını yapmaya başladı. Bu görev dağılımı keskin bir şekilde belirlendi. Bu yeni yönetim sistemi meyvelerini de vermeye başladı. Ama esas meyvelerini önümüzdeki yıllarda verecek. Yapılan bu operasyonla Trabzonspor'un yeniden bir kurum kimliğine kavuştuğunu görüyoruz. Artık her şey sahada mücadele eden oyunculara ve teknik kadroya kalıyor. Ama yönetimin de saha içinde takımını hakemlerden koruma görevi devam ediyor. 

SON SÖZ 

Trabzonspor ekonomik olarak uçurumun kenarında asılı olarak duruyor. Ağaoğlu yönetimi 40 milyon euro olan maaş bütçesini 1.5 senede 15 milyon euro düşmesine rağmen hala uçurumun kenarında asılı olarak duruyor. Bu transfer sezonunda kulübün aldığı transfer yasağı belki de kulübün kurtuluşu için ilk adım oldu. Bundan sonrası için yönetim ve taraftarlar el ele vererek yeni projeler ile birlikte kulübe yeni imkanlar sağlanması lazım.

 

Mustafa Mir Çolakoğlu